|
|
|
Genç Kitap Kervanı Yola Çıktı! |
|

ÇOK MEDYATİK OLDU GAZZE
Medya yönlendiriyor dostum bizi. Gündemler hızla değişiyor. Dışarıya bakmaktan içeriyi unuttu diyorlar, Filistin kahramanı olma sevdasına ülke elden gidecek diyorlar.
Oysa biz 31 Mayıs'ta tüm Türkiye’nin İsrail’e dudak büktüğünü gördük. Rastgele bir vatandaşımızın dahi susmadığını, dünya ile beraber ayağa kalktığımızı gördük dünyayı ayağa kaldıranların öncülüğünde. Kitlelerce buğzlar yankılandı tek seferde. Şükrederek katıldık kalabalıklara. Bir yanımızda sevinç; birlik olabildik mi biz? Ve bir yanımızda öfke; kahrolsun İsrail! Evet Filistin bu kez harbiden gündeme oturmuştu. Ne mutlu.
Derken birileri bu kadar gürültü yeter dedi, gevelemeye, çarpıtmaya başladı sözleri. "vah vah" diyen topluluklar kızmaya başladılar zamanla; "Ama yeter bu kadar Filistin 'muhabbeti' canım, terör aldı başını gidiyor, döndürün kafanızı buraya, aa olmaz ki böyle! Zaten çok medyatik oldu Gazze!" Yeterdi değil mi bu kadar ilgi? Bosna'yı unuttuğumuz, Çeçenistan'a dönüp bakmadığımız, Afganistan'ı, Doğu Türkistan'ı hatırlamadığımız gibi, Gazze'de eskimek için acele eden bir süreç(!) değil mi?
Ve Türkiye, nüfusunun %99'u Müslüman ülke. “Müslümanım” diyenler, size sesleniyorum! Bütün müslümanlar kardeştir, kardeşlik kan bağında değil akide bağında köklenir. Yaraları bir kanar, tek vücuda düşer bombalar. Bugün küfür, Filistin'in düşmanı değil, İslam'ın düşmanı. Bu savaş Bosna'nın, Afganistan'ın savaşı değil, İslam olanların savaşı. Yanan kendi kardeşimizin bağrı.
Gündemin akışına bırakıp unutmayalım, unutturmayalım yaramızı.
GRİ
Grisi olmayan bir savaş ve 21. yy insanı...
Herkes muhakkak bir taraf. Kimi siyahta kimi beyazda sabit. Kimi dünyanın kara lekesini besleyip büyütmekte, kimi beyaz bayrak dikmekten öteye geçmemekte. ama savaş griye çalıyor diyalog çıkmazları devam ettikçe.
Müslüman prototipi çağa taşınacaksa eğer işte size sağlam bir tasvir; savaşını sallamayan müslüman. Hâlbuki şeytan hep ciddiye aldı, fırsat buldukça edindiği dostlarla atağa kalktı. Soruyorum size hanginiz şeytanla diyalog geliştirip orta yolu bulmayı hedefler? Hanginiz onunla aynı sofrada oturup yemek yer? Evet, yeterince somut ve fazlasıyla itici bir soru. Fakat doğruya doğru: Şeytan eşittir dostları. Seçim hakkı elimizde, ya dostuyuz ya da düşmanı.
Hangi seçimin grisi vardır? İçine siyah bulaşmış her beyaz kendini belli ederken biri kalkıp da "grisi vardır" dese kaç yazar ?
Kirlendik! Üstümüzde kaç kat leke... Evlerimize giren boykot ürünleri, ekranlarımıza doluşan emperyalist yapımlar, itimat ettiğimiz emperyalist zihniyette her aydın tiplemesi, inandığımız medeni yalanlar, cazibesinde sürüklendiğimiz post modern söylemler, enerjimizi, zamanımızı harcadığımız 'moda' akımlar, ve medeniyeti 'batı'da arayacak kadar ezilmiş benliğimiz... 21. yy dünyasına esenliği Müslümanların getiremeyeceğine olan inancımız, Ortadoğu'da yaşananları bir kumanda tuşuyla şov programına dönüştürebilme aymazlıklarımız döküldü üstümüze.
Kirlendik!
|
#1 |
- Temmuz 12 2010 19:06:00
#2 |
- Temmuz 14 2010 14:53:16
#3 |
- Temmuz 22 2010 12:25:03
#4 |
- Temmuz 22 2010 12:25:07
|
|
|
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
|
|
|
|
This text will be replaced by the flash music player.
|
|
Sadece Üyeler Kısa Mesaj Gönderebilir
|
|
2) "dudak bükmek" önemsememek, küçümsemek, kaale almamak, takmamak gibi anlamlara gelen bir deyim. Tam aksine asıl o zaman İsrail'e ve 'mallarına' dudak bükmedik. Lanet ettiğimizi söyleyebiliriz mesela.
3) "Kitlelerce buğzlar yankılandı" Bu ifadede -ce, -ca eki tarafından anlamı katıyor; yani aitlik. Kitleler tarafından. Doğru kullanım Kitlelerden buğz yankılandı olur diye düşünüyorum. Ben de yanılıyor olabilirim, eleştirilere açığım yani
4) "Gazze'de eskimek için harcadığımız..." diye devam eden cümlede yazım yanlışı var. Gazze de, olmalı...
5) Sizdeki Hocaefendi eleştirisi hepten desteksiz. Hiçbir kanıt yok. Konuyu anlatın öyleyse. Şimdi diyebilirsiniz ki, efendim F.Gülen'in ne yaptığını herkes biliyor. Hayır efendim bilmiyor. ya da biliyorsa da bi de sizden dinlesin. İkna edin, nefret etmek bir şey öğretmez, nefret yaymak da bir şey kazandırmaz. Gün, tribünleri ateşleme günü değil, ikna etme günüdür!.. Şeytanın dostu yapmışsınız falan. Sonra tamam hadi 'diyalog' kavramı lekelendi artık, şaibelendi, kabul. Peki ama biz insanlara, hatta kâfirlere İslamî anlatmaktan sorumlu değil miyiz? nasıl irtibat kuracağız. Hiç sohbet etmediğimiz, iki kelâm laflamadığımız kişilere ne anlatacağız?! bunu da düşünmek gerekiyor.
6) "kumanda tuşu" anlatım bozukluğuna neden olmuş. Kumandaya basılınca zaten, tüm tuşlara birden değil, yalnızca bir tuşa basıldığı idrak edilecektir.
Bir dert taşıdığınız için kalemi eline almanızı hayranlık derecesinde takdir ediyorum. Ama yazı, çok uzun soluklu bir süreç, hepimiz için bu böyle. Kolay gelsin, bolca okuyun; bir roman, bir düşüce kitabı, bir hikaye; bir şiir kitabı vs.. Devam; kolay gelsin...